SARI ÖKÜZÜN ÖYKÜSÜ

Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış
yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazmış
onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye.
 
Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya
toplandılar mu kolayca defetmesini
bilirlermiş o koca aslanları. Gerçi bir iki sıyrık alırlarmış
ama... Yine de boyun eğmezlermiş aslanların zorbalığına.
 
Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. Ancak tavşan, fare gibi
küçük hayvancıklarla beslenir olmuşlar. Gitgide güçten düşmüşler.
Eee, aslan bu,hiç fareyle doyar mı?
 
- 'Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor' demiş aslanlardan
birisi.
- 'Evet' diye tasdik etmiş diğerleri.
 
Nereye gideriz diye düşünürlerken 'bir dakika' diye bir ses
duymuşlar gerilerden. Herkes dönüp bakmış sesin geldiği tarafa.
Sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan Topal
Aslan'mış söze atılan.
 
- 'Hayır' demiş, 'hiç bir yere gitmiyoruz. Siz bana bırakın, ben
hallederim bu işi.'
 
İnanmamış kimse ona ama haydi bir şans verelim ne çıkar diye
düşünmüşler. O da almış yanına bir iki aslan gitmiş öküzlerin
yanına. Beyaz bayrak çekmeyi de unutmamış. Öküzlerin lideri olan
Boz Öküz başta olmak üzere beş irikıyım öküz yaklaşmış onlara.
Sormuşlar ne istediklerini.
 
Topal aslan başlamış konuşmaya. Bir yandan da Boz Öküz'ün sivri ve
kocaman boynuzlarına bakıp ürperiyormuş.
 
'Saygıdeğer öküz efendiler' diye başlamış lafa. 'Bugün buraya
sizden özür dilemek için geldik. Biliyorum sizleri çok defa
incittik, kim bilir kaçınızda şu pençemin izi vardır. Ama inanınız
bunların hiç birini isteyerek yapmadık. Biliniz ki biz aslanlar
barrışçı bir milletiz. Hele öküzlerle hiç bir alıp vermediğimiz
olamaz. Ancak evet size defaatla saldırdık, ama niye biliyor
musunuz? Hep o sizin aranızdaki Sarı Öküz yüzünden. Onun rengi öyle
sizinkiler gibi değil ki. Gözümüzü
kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Onu gördük mü ne kadar
barışsever olduğumuzu unutup size saldırıyoruz ve sürünüze zarar
veriyoruz. Yoksa bizim sizinle hiç bir alıp veremediğimiz yok. Onun
yüzünden hepiniz zarar görüyorsunuz. Bir türlü hayatınızdan emin
rahat rahat otlayamıyorsunuz, belki geceleri bile bizim kükrememiz
sizin uykunuzu kaçırıyor. Bunların hepsi Sarı Öküz'ün suçu. Verin
onu bize,siz kurtulun, biz de barış içinde yaşayalım' demiş.
 
Boz Öküz, diğer önde gelenlerle görüşmek üzere geri çekilmiş. Hepsi
de sıcak bakmışlar bu teklife. Bir tek yaşlı Benekli Öküz olmaz
demiş ama kimseye dinletememiş sesini. Zavallı Sarı Öküz kurban
edilmiş aslanlara.
 
Hepsi birden saldırmışlar zavallı öküzün üzerine. Bir ikisini
fırlatmış üstünden ama bitkin düşmüş az sonra. Çırpınmış,
haykırmış, yardım istemiş, yalvarmış, ama yokmuş onu işiten.
Diğerleri üzülmüşler üzülmesine ama elden ne gelir ki. Bütün
sürünün selameti için bir öküz.... Gerekliymiş bu.
 
Gerçekten de günlerce sürüye hiç bir saldıran olmamış. Huzur içinde
geçer olmuş günleri. Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki.
Hele öküz etinin tadını aldıktan sonra. Acıktık demişler Topal
Aslan'a daha bir kaç hafta bile geçmemişken. O da yine almış yanına
bir kaçını, bir defa daha gitmiş Boz Öküz'ün yanına.
 
- 'Selam' diye girmiş söze. ' Gördünüz ya biz aslanlar ne denli
uysal milletiz. Doğru kararınız için sizi bir daha kutlamak
isterim. Siz de huzur içindesiniz, biz de. Ne mutlu. Yalnız buraya
bunları söylemek için gelmedim. Büyük bir problemimiz var.'
 
- 'Nedir?' demiş Boz Öküz merakla..
 
- 'Şu sizin Uzun Kuyruk' demiş Topal Aslan. 'Öyle uzun bir kuyruğu
var ki nereden baksak görünüyor. O kuyruğunu salladıkça bizim de
aklımız başımızdan gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye saldırmamak
için kendimizi zor tutuyoruz. Halbuki siz öyle mi ya, hepiniz
normal kuyruklusunuz. Bir onun suçu yüzünden korkarım hepiniz zarar
göreceksiniz. Gelin verin onu bize bu mevzuu burada kapatalım.
Eskisi gibi barış ve sevgi içinde iki taraf da hayatını sürdürsün.'
 
Boz Öküz yine istişare yapmış sürünün ulularıyla. Yine sadece
Benekli Öküz olmuş karşı çıkan. Hepsi de verelim gitsin demişler.
İstişare daha da kısa sürmüş bu defa. Dışlamışlar Uzun Kuyruk'u
sürüden. Saatler sürmüş zavallının çırpınışları ama sonunda o da
yenik düşmüş aslanlara.
 
Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar. Her geçen gün daha da semirmiş
aslanlar. Alabildiğince güçlenmişler. Öküzlerse her geçen gün daha
da zayıflamışlar, seyreldikçe seyrelmişler. Aslanlar küstahlaştıkça
küstahlaşıyorlarmış. Artık bir sebep bile söyleme gereği
duymuyorlarmış.
 
'Verin bize şu öküzü yoksa karışmayız' derlermiş sadece. Zavallı
öküzlerin hayır diyebilecek güçleri kalmamış. Hepsi birer birer can
veriyorlarmış aslanların pençesinde. Boz Öküz de aralarında olmak
üzere bir kaçı kalmış en sona. Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu
harbi
aslanlara karşı, oysa ne kadar da güçlüydük? diye sormus biri Boz
Öküz'e.
 
'Biz' demiş Boz Öküz gözleri nemli ve sesi pişmanlıkla titreyerek
'Sarı Öküzü verdiğimiz gün kaybettik bu harbi...'