MUTLU AİLE
Ülkemizde, her kesimden çiftler içinde, dile getirilmeyen ya da önemsenmeyen ciddi sorunlara kaynaklık ettiğini gördüğümüz bir cinsel mutluluk eksikliği mevcuttur.
SAĞLIKLI AİLE DERNEĞİ, dört yıl boyunca Ülke TV’de canlı olarak yayınlanan MUTLU AİLE televizyon programı ve “CİNSEL SAĞLIKTAN MUTLU AİLEYE” isimli kitabımız, bu önemli konuda, bilimsel ve ahlaki bir çerçeve içinde kalarak halkımıza rehberlik etmek ve ailelerin mutluluğu yoluyla toplumun mutluluk ve huzuruna katkıda bulunmak amacını taşımaktadır.
Bu yazıda, bu temel ilke ve amaç çerçevesinde bazı bilgiler verilecektir:

Bu Konu Neden Önemli ?
Aile, bir erkekle bir kadının toplumsal, ruhsal ve bedensel anlamda bir araya gelmesiyle teşekkül eder. Dolayısıyla aileyi geliştirmenin yolu da, onu kuran erkekle kadının aralarındaki ilişkinin geliştirilmesi ve güzelleştirilmesinden geçer.
Sevgi dolu bir hayata ulaşmak için, aile içi ilişkilerin psikolojik, sosyolojik, ekonomik boyutları geliştirilirken, mutlak surette bedensel ve cinsel yönü de ihmal edilmemelidir.
Cinsellik, insanın mutluluk, başarı ve ilişkilerini derinden etkileyen bir hayat gerçeğidir. Sağlıklı cinsellik, birey, aile ve toplumun güçlü olmasında önemli faktörlerden biridir.
Evlilik hayatında cinsellik, bedensel ve ruhsal haz yaşantısına dönüştüğü ölçüde mutluluk verecek, evlilik ilişkileri ve aile kurumu başarıyla devam ettirilebilecektir. Cinsel sorunlarını çözemeyen karı-kocanın hem ikili ilişkileri, hem de aile yapıları sarsıntıya uğrayacaktır.
Cinsellikle ilgili doğru bilgilerle donanmamış, eşine sevgi ve saygı gösteremeyen, kendine güvensiz, kendine ve eşine karşı sorumluluklarının bilincinde olmayan kişilerin cinsel yaşamları ve bununla bağlantılı olarak evlilik ilişkileri de sorunlu olacaktır.
Cinsel problemlerini çözemeyen, evlilikte cinsel mutluluğu bulamayan kişilerin evlilik dışı ilişkilere yönelme ihtimali söz konusudur. Bu durumda ise sorun aile bütünlüğünün bozulmasına kadar gidebilmektedir. Problemli ailede, çatışan ebeveynler arasında ezilen çocukların olumlu duygularla yetiştirilebilme ihtimali zayıftır.
Görüldüğü gibi, basit görülen cinsel tatminsizlik, aile sorunlarına ve neticede toplumsal problemlere neden olabilmektedir.

Cinsellik ve Cinsel İlişki Nedir?

Cinsellik, cinsel mutluluk, seks kavramları gündeme geldiğinde, toplumda genellikle anlaşılan şey “cinsel birleşme eylemi” odaklıdır. Halbuki, gerçek böyle değildir. Cinsel birleşme, “cinsel ilişki” denilen daha kapsamlı bir kavramın bir parçasını oluşturmaktadır. Cinsel birleşme (duhül, coitus, penetrasyon) cinselliğin salt bedensel yönünü teşkil ederken; daha insani bir boyutu simgeleyen cinsel ilişki kavramı, çiftin cinsel farklılıklarının birbirine haz vermesi yönünde yapılan duygu yüklü davranışları ifade etmektedir.
İnsan ve hayvanın cinsel davranışı arasında mevcut olan ontolojik fark da, insan cinselliğinin sadece “cinsel birleşme”ye indirgenmesinin yanlış olacağını ortaya koymaktadır. Bilindiği gibi, hayvanlarda seks, sadece üremeye yönelik içgüdüsel bir davranıştır. İnsanda ise, üreme amacı, “cinsel davranış” içinde çok az bir yer tutar. Bunun kanıtı, tarih boyunca gebeliği önlemek için alınan tedbirler ve ortalama çocuk sayısı ile cinsel birleşme sıklığı arasındaki orantısızlıktır. Şu halde, sonuç olarak, insan için cinsel ilişkiyi şu şekilde tarif etmek daha doğru olacaktır: İnsan için “cinsel ilişki”, sevginin, aşkın, aidiyetin ifadesi, birbirine güven ve teslimiyetin sonucu ve eşler arası ayrı bir iletişim yoludur.
Cinselliğin bir ikilemi mevcuttur: İnsan için cinsellik, hayatta en önemli haz kaynağı olabileceği gibi, en önemli kaygı ve ıstırap nedeni de olabilmekte, hatta birey hayatının diğer alanlarına ait sorunlara da kaynaklık edebilmektedir. İşte bu noktada eğiticilere düşen görev, aile içindeki cinsel mutluluğun ipuçlarını öğrenip topluma öğreterek; cinselliği, bir ıstırap nedeni olmaktan çıkarıp bir haz kaynağı ve mutluluk anahtarı haline getirmektir.
Cinsellik, hayattan farklı olarak üç mevsimdir, çünkü cinselliğin kışı yoktur. Cinsellik, yaşlanma ile biten bir süreç değildir. “Yaşlanma ile cinsellik biter” yargısı, cinselliği yalnızca cinsel birleşmeden ibaret görmenin bir sonucudur. Cinselliğin ilkbaharı doğum-ergenlik çağı arası; yazı ise ergenlikle kırklı yaşlar arasını kapsar. Uzun süren bir mevsim olan cinselliğin sonbaharı, paylaşımların farklı boyutlarda derinleştiği ve zenginleştiği bir çağdır. Cinselliğin yazında bedensel zindelik ve dürtülerin yoğunluğu daha belirleyici iken, sonbaharda duygusal alışveriş ve ilişkilerdeki derinlik daha ön plana çıkar.

Bedensel Beraberliğin Ruhsal Altyapısı

Evlilikte cinsel mutluluğu elde etmenin en önemli püf noktalarından biri, bedensel beraberliğe hazırlık sürecinde, ruhsal ve duygusal alt yapının iyi hazırlanmasıdır.
Cinsellik için hazırlık, bir önceki ilişkinin sonundan, ikinci ilişkiye kadar olan tüm süreyi kapsar. Bu süre içinde, eşler arasındaki sevgi, şefkat, hitap tarzı, birbirine verilen önem, sohbetler, yemekler gibi birçok ayrıntı, cinselliği ve bedensel beraberliği etkiler. Gündüz birbiriyle kavgalı, birbirinin sevgilerinden ve beğenilerinden emin olmayan karı-kocanın cinsellikleri ve cinsel yaşantıları da sorunlu olacaktır. Ruhsal hazırlık için, cinselliğin duygusal havası oluşmalıdır. Bu, bazen bir bakışla, bir dokunuşla aniden oluşabilse de, sevgi ve beğeni ifadeleri ile de desteklenmelidir. Kadın için bedensel, çevresel ve ruhsal hazırlık, erkeğe nazaran daha önemlidir.
Bedensel beraberliğin ruhsal alt yapısını hazırlamada, eşler arasındaki önemli hak ve vazifeler şunlardır: İletişim – empati, karşılıklı sevgi ve saygı, konuşma sanatı, sevgiyi göstermek, emir değil rica etmek, her şeyi paylaşmak, her zaman yeni olmak ve haksızlık etmemek. Eşlerin evlilik hayatı içinde bu konulara verecekleri önem ve bu ruhsal alt yapıyı hazırlamadaki başarıları, cinsel mutluluklarını da doğrudan etkileyecektir. Çünkü, tatminkar bir cinsellik için eşlerin birbirleriyle duygu alışverişi kadar gerekli bir şey olamaz.
Şu halde, uygun bir duygusal ve ruhsal hazırlık dönemiyle cinselliği taçlandırmak için, eşlere şu tür sevgi sunan davranışlar tavsiye edilmelidir:  Birbirinize hediye verin, zor günlerinde eşinizin yanında olun, özel günleri hatırlayın, gün içinde eşinizi arayın, basit ev içi hizmetler sunun, bedensel temas için ilk adımı siz atın, sevgi ve beğeni ifadelerini sıkça kullanın. 

Bedensel Beraberlik

Uygun bir ruhsal altyapı hazırlandıktan sonra gerçekleştirilecek bedensel beraberliği de üç bölümde incelemek mümkündür: Cinsel birleşme öncesi; birleşme ve sonrası…

ÖNCESİ:
-Cinsellikte sözün önemi
-Öpmek, öpüşmek
-Vücudun hassas bölgeleri
-Temizlik, bakım, koku, görüntü
-Cinsel uyarılar ve ötesi
-Aşk oyunları

Çocukluktaki yetiştirilme sırasında, cinsel bölgenin ve cinsel organların pis-kötü olduğu hissinin yerleşmesi, ebeveynin davranış hatalarının neticesidir. Bu duygu ve düşünce ile yetişmiş kişiler, cinsel organlarının birleşme dışında uyarılmasını istemezler. Bu bölgeye el, dudak teması olunca da kişide suçluluk hissi ve kötü bir iş yapmış olduğu kanısı oluşur.
Cinsel birleşme hareketleri tek başına klitorisi uyarmada yetersiz kalabilir. Özellikle, erkek cinsel birleşmeyi kadın için yeterince devam ettirmekte güçlük çekiyorsa, birleşme öncesi dönemde, klitoris ve diğer bölgelerin yeterince uyarılması, daha sonra birleşmeye geçilmesi gerekir.
Bedensel beraberlik sürecinde, daha çok, kadın erkeği yönlendirir ve beraberliğin yoğun bir hazza dönüşmesini sağlar.
Bu süreçte, uyarılma ve hazırlık iki cinste farklı etkenlere dayalıdır:

   -Kadın: Dokunma
   -Erkek: Görme ve koku

BİRLEŞME:
Cinsel ilişkide amaçlanan, cinsel arzuları yerine getirmek ve sonunda orgazm ile rahatlamak olduğuna göre; eşlerin farklı zamanlarda orgazmı bir sorun oluşturmayacaktır. Burada tek problem, erkeğin önce orgazmı ile ilişkiyi bitirmesi ve kadının cinsel geriliminin rahatlatılamamasıdır. Erkekte boşalma ve orgazm olmasına rağmen, kadında orgazm olmamışsa, erkek cinsel uyarıları devam ettirmelidir. Eşlerin birbirini uyarması ve orgazmı için, penisin kullanılması ve vajinal ilişkinin şart olmadığı düşünülürse, bunun mümkün olacağı anlaşılabilir.

SONRASI:

Rahatlama, huzur, mutluluk ve başarı; aile hayatının ve sadakatin korunması…
Erkekler boşalmadan sonra, cinsel duyarsız döneme girerler ve en çok istedikleri, dinlenmektir.
Kadınlarda bu safha oldukça uzun sürer. Bu dönemde kadının duygusal yönden hassaslığı artmıştır, kendisiyle ilgilenilmesini, duygularının paylaşılmasını arzu eder. Kadın ve erkeğin bu dönemdeki farklılığı, bazen sorun oluşturabilmektedir. Erkek eşinin duygularına saygı göstermeli; bir müddet daha uyanık kalıp, duygusal ortamı devam ettirici davranışlarda bulunmalıdır. Cinsel tatminlerinden şikayetçi olan bir çok kadın, eşinin cinsel ilişkiden sonra, hemen sırtını dönüp uyuduğundan, yataktan kalktığından ve hatta kabalaştığından şikayet etmektedirler.

Son Söz
Aile hayatında mutluluğun yakalanması için temel şartlardan biri de cinsel mutluluğun sağlanmasıdır.
Bunun yolu da, kadın ve erkeğin yeterince cinsel tatmine ulaşmasından geçer.