İST-YEŞİLAY UYUŞTURUCU SEMPOZYUMU AÇILIŞ KONUŞMASI

Sayın Cumhurbaşkanım, Saygıdeğer Hanımefendi,
Çok Kıymetli Misafirlerimiz,
Ülkemizden ve dünyadan sempozyuma katılan Değerli Yöneticiler, Bilim İnsanları ve Sivil Toplum Temsilcileri,
Sayın Basın Mensupları, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Yaklaşık bir asırdan beri, milletimizi ve özellikle geleceğimiz olan gençliğimizi her türlü zararlı alışkanlık ve bağımlılıktan korumak için mücadele eden Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin Dünya Sağlık Örgütü desteğiyle düzenlediği Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumuna hoş geldiniz, şeref verdiniz. Yeşilay Yönetim Kurulu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kurulduğu 1920 yılından bu yana, insan ve toplum sağlığına zarar veren her türlü alışkanlık ve bağımlılıkla mücadele eden Yeşilay, giderek yükselen bir toplum sağlığı sorunu olan ve Birleşmiş Milletler tarafından dünya genelinde yaklaşık 243 milyon kişinin kullandığı açıklanan uyuşturucu maddelerle ilgili küresel ölçekteki böyle bir toplantıya evsahipliği yapmaktan onur duymaktadır.

Son günlerde ölüm haberleriyle kamuoyunda daha yoğun olarak yankı bulan ve her türlü arz mücadelesine rağmen deneme ve kullanım oranları giderek artan illegal uyarıcı ve uyuşturucu maddeler, bağımlılık alanında karşılaşılan en can yakıcı sorun halini almıştır. Gün geçmiyor ki, ülkemizin herhangi bir yerinden gözü yaşlı bir anne veya yüreği yanık bir baba Yeşilay’ı arayıp bağımlı yavrusu için yardım istemesin! Bağımlılıkla mücadelenin tek bir kurum veya mercinin işi olmadığını, kamu, özel sektör ve sivil toplum gibi birçok paydaşın ortak çabasını ve uzun soluklu bir programın tavizsiz uygulanmasını gerektirdiğini biliyoruz. Bu bağlamda, uyuşturucu trafiğinin güzergahı olması yanında son dönemde “hedef ülke” haline de gelen ülkemizde güvenlik kuvvetlerinin yıllardır başarıyla sürdürdüğü arz mücadelesine ilaveten, uyuşturucuyla topyekün mücadele için için yedi bakanlığımızın ve Yeşilay’ın ortak çalışmaları sonucunda hazırlanan yeni bir eylem planının açıklanması son derece önemli bir gelişmedir. Ancak, bu noktada, kamuoyuna ve yetkililere bir hususu hatırlatmak isterim: Çağdaş toplumlarda, halk sağlığına ilişkin sorunlar devlet mekanizmasının sivil toplumla sinerjik çalışmasıyla aşılmaktadır. Herşeyi devletin düşünüp, planlayıp, uyguladığı bir anlayış,  çağdaş demokratik toplumlarda terk edilmiş bir yönetişim tarzıdır. Başta Yeşilay olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının uyuşturucuyla mücadele çabalarında yer alması, geleneksel devlet algılarının tersine, bir acz ifadesi olarak değerlendirilmemeli ve bu işbirliği kamuoyuna açık yüreklilikle deklare edilmelidir. Vatandaşlarımız da sadece çözümü istemek ve beklemek yanında, sivil toplum örgütlerine maddi ve manevi destek vermelidir. Bağımlılıkla mücadele çabalarına sivil toplumun entegrasyonu, madde bağımlılığı sorununda “talebi azaltma ve rehabilitasyon” alanlarında daha hızlı ve yaygın bir sonuç almayı beraberinde getirecektir.  

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Misafirler,

Uyuşturucu madde kullanımının ülkemizde ve dünyada son zamanlarda giderek yaygınlık kazandığı, yapılan saha araştırmalarının gösterdiği bir gerçek. Bu artışın sebepleri ve bununla mücadele için yapılacaklar aslında hepimizin ortak meselesi. Çünkü aynı hayatı, aynı ülkeyi, aynı sokakları paylaşıyoruz. Hepimiz aynı gemideyiz.

Toplumların çürümesine ve yıkılmasına neden olan uyuşturucu madde kullanımını; tüketim kültürü ve tüketim merkezli yaşam tarzı dikkate alınmadan anlamanın ve bu tür maddelerle mücadele etmenin zor olacağı kanısındayız. Bugün, sempozyumumuzun sloganı olan “uyuşturucuya karşı ortak akıl”dan bahsetmek, aynı zamanda yaşlı dünyamızın devasa problemlerinden bahsetmek demektir.

Uyuşturucu ile mücadeleyi; tüketim kültürü, kapitalist ekonomi, insan hayatına dair anlam sorunsalı, toplumsal ve sınıfsal farklılaşma, şehirleşme ve sanayileşmenin getirdiği toplumsal karmaşa, eğlence kültürü, uyuşturucu ve alkol piyasasını elinde tutan sermaye ve suç örgütleri ile medyadan ve ayrıca, modern insanın varoluşsal, sosyal ve psikolojik açmazlarından bağımsız düşünmek mümkün değildir.

Dünya farklı bir yöne gidiyor ve birçok ülke ve toplum büyük bir açmazın içinde. Tarihî ve kültürel kökleri hala canlı olan, mensup olduğu ahlakî değerleri bir şekilde korumayı başarmış bir Türkiye’nin, geleceği olan gençlerini de koruması elzemdir. Bunun için hiçbir ideolojik ve politik ayrım gözetmeden hep birlikte işbirliği yapmalı, memleketimizi ve gençlerimizi tüketim ve bağımlılık endüstrisinin kollarına düşmekten kurtarmalıyız. Dünyada bazı milletlerin artık ikinci bir şansı yok. Ama bizim hala gidilecek yolumuz, tükenmemiş umudumuz, gerçekleştirilecek ideallerimiz var…

Ama önce gerçeklerle yüzleşmemiz şart. Şimdi Türkiye’deki umumi manzaraya kısaca bakalım:

Bu konuda en çarpıcı ve güncel araştırmalardan biri, 2013 sonunda verileri açıklanan ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğünün ortaklaşa yaptırdığı bir çalışma. Burada, İstanbul’da çoğunluğu lise birinci sınıfta okuyan 32.000 lise öğrencisine bağımlılık yapan maddeleri az veya çok kullanma durumları soruluyor. Sonuçta öğrencilerin %45’i sigara, %32’si alkol ve %9’u ise uyuşturucu madde ile tanışmış olduğunu ifade ediyor. Bilinen bir gerçektir ki, yüzyüze sorguda ortaya çıkan kullanım ve bağımlılık oranları gerçek rakamın daima birkaç puan altındadır. Yani, liseli gençlerimiz arasında uyuşturucu maddeyi en az bir kez kullananların her on çocuğumuzdan biri olduğu aşikar bir vakıa. Gençlerimiz, hem de 15 yaş civarındaki gençlerimiz arasında bağımlılık yapan maddelerin bu oranda kabul görmesi, tehlike çanlarının çaldığına işaret ediyor.

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Misafirler,

Bağımlılık mücadelesinde en doğru ve sağlıklı yol, ergen ve gençleri hiç başlamadan önce bu tehlikeden korumaktır. Bu noktada iki temel kurum başat rol oynamaktadır: Aile ve okul. Bu iki  kurumun, ergen ve gençlerin kendilerini ifade edebilmelerine, enerjilerini doğru mecralarda kullanabilmelerine ve sağlıklı biçimde sosyalleşmelerine imkan verecek şekilde organize edilmeleri bağımlılığı engellemenin en etkin yolu olacaktır. Öte yandan, bir kişinin hayatında bir anlam yoksa veya anlamlı işler yapmıyorsa, bağımlı olmaması için bir sebebi de yoktur. Başka bir ifadeyle, uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelenin bir ayağı da insanların modern dünyadaki anlam sorununu çözmektir. Gençleri kalabalıklar içinde yalnızlaşmaktan korumak, onları hayata bağlayacak bir ideal ve mefkureye sahip kılmak, hedonist kültürün bütün dayatmalarına rağmen, başkaları için de yaşamanın tadına vardırmak… Bu bağlamda, ailelerle de işbirliğine gidilerek çocuklarımızın ciddi bir manevî ve ahlakî eğitim almasının temin edilmesi gereklidir. Milli Eğitim sistemimizde değerler eğitimi yönünde atılmakta olan olumlu adımları sevinçle karşılıyor ve sivil toplum kuruluşlarının de iştirakiyle bu anlayışı bütün toplum sathına yaymanın en önemli vazifemiz ve kurtuluş yolumuz olduğuna inanıyoruz.

Öte yandan, insanoğlunun coğrafya ve kültürden bağımsız olarak maruz kaldığı yaygın sağlık tehditlerine karşı bilimin rehberliğinde çalışmalar yürüten halk sağlığı disiplini, madde bağımlılığında da kanıta dayalı veriler üreten çalışma ve araştırmalarıyla öncü rol oynamaktadır. Devletlerin, uluslararası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin madde bağımlılığı politikaları geliştirmelerinde halk sağlığı araştırmalarının önemi büyüktür. İşte bağımlılık mücadelesindeki bir asırlık tecrübesiyle Yeşilay, artık ulusal sınırları çok aşan küresel bir felaket halindeki uyuşturucu madde kullanımına karşı insanlığın ortak aklını harekete geçirmek için, açılışını yaptığımız sempozyumu düzenlemiş ve bu alanda söyleyecek sözü olan hemen tüm paydaşları bir araya getirmiştir. Üç gün sürecek olan YEŞİLAY Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumuna 50 ülkeden yaklaşık 100 konuşmacı ve 1500 kadar kayıtlı misafirimiz iştirak etmektedir. Sempozyuma, Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, Avrupa Birliği Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi, Avrupa Konseyi Pompidou Grubu ve İslam İşbirliği Teşkilatı katılmakta; ayrıca ülkemizden Sağlık, Aile ve Sosyal Politikalar, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile İçişleri Bakanlığı destek vermektedir.

Sempozyumda, uyuşturucu maddelerle mücadele bağlamında muhtelif oturumlarda tartışılacak ana başlıkları şöyle sıralayabilirim:

Önleyici çalışmalar, Okul temelli çalışmalar, Tedavi, Rehabilitasyon, İnanç temelli yaklaşımlar, Savunuculuk, Sivil toplum kapasitesini geliştirme, Zarar azaltımı, Medya kampanyaları, Kaçakçılıkla mücadele, Ulusal mevzuatlar ve koordinasyon, İnsan hakları yaklaşımı, Halk sağlığı yaklaşımı, Uyuşturucu ve gençlik, İzleme ve değerlendirme.

Sempozyum süresince, madde bağımlılığının değişik alanlarını konu alan 4 adet de çalıştay gerçekleştirilecektir.

Bu ayrıntılı değerlendirmeler neticesinde oluşacak sempozyum sonuç kitabı yaklaşık 5000 adet bastırılarak Türkiye’deki üniversitelere, araştırma merkezlerine, kütüphanelere ve uzmanlara dağıtılacaktır. Ayrıca, uyuşturucu ile mücadelede mevcut ulusal ve uluslararası politikaları değerlendiren, uyuşturucu politikalarındaki tüm süreçleri kapsayan bir politika metninin oluşturulması ve bu metnin İstanbul Deklarasyonu adıyla “Sempozyum sonuç bildirgesi” olarak tüm dünya ile paylaşılması hedeflenmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Misafirler,

Türkiye Yeşilay Cemiyetinin, kuruluşunun yüzüncü yılını idrak edeceği 2020 yılına yaklaşırken, insanlığın ortak düşmanı olan tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığına karşı yürüttüğü kapsamlı ulusal ve uluslar arası projeler hız kesmeden devam edecektir. Bu bağlamda, daha önce kuruluşlarına önayak olarak destek verdiğimiz değişik ülke Yeşilay’larının sayısı 15’e ulaşmış olup, bu sempozyum sonrası eklenecek yeni ülkelerle birlikte Dünya Yeşilaylar Federasyonunu da 2015 yılı içinde kuracağımızı hepinize müjdelemek istiyorum.

Bu vesileyle, sempozyuma katkıda bulunan Değerli Devlet Adamlarına, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere paydaş uluslararası kuruluşlara, Bakanlıklara, bilim insanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, sempozyum Bilimsel Danışma Kurulu ve Düzenleme Kurulu üyelerine, açılışımıza şeref veren siz değerli misafirlere, sempozyum sekreteryasına ve basın mensuplarına teşekkür ediyorum. Ayrıca ve özel olarak, Yeşilay’ın bağımsızlık mücadelesine her zaman en büyük desteği veren Sayın Cumhurbaşkanımıza milletimiz ve geleceğimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu çıktılarının, hem ülkemiz hem de dünya ölçeğinde toplum sağlığına faydalar getirmesi temennisiyle hepinize sağlık, esenlik ve afiyetler diliyorum efendim.